|
|
Eğer projelerinizin bazı bölümlerini evde kaydetmeyi düşünüyorsanız;
HOME STUDIO bölümümüz size yardıma hazır! Ayrıca,
sitemizdeki formu doldurarak ya da
telefonla sorularınızı bize
iletirseniz, yanıtlamaya çalışırız...
Kayıda gerçekten hazır mısınız?
Home Studio için Ön Hazırlık
Pahalı olmayan bilgisayar destekli kayıt sistemleri geliştirildiğinden beri
home recording (evde kayıt) patlaması yaşanıyor. Teknik (akustik ve elektronik) dezavantajlarına rağmen ekonomik
açıdan düşünüldüğünde, home recording müzisyenler için günümüzün vazgeçilmez parçası. Her
geçen gün bir çok yeni albümün evde biten bölümleriyle ilgili hikayeler duymaktayız.
Ne yazık ki, evde başlayıp, profesyonel stüdyolarda bitirilen projelerde sık sık çok ciddi sorunlarla karşılaşıyoruz. Bunlar genelde; oda akustiğinin bozukluğundan kaynaklanan yanlış duyumlu kayıtlar, format sorunları,
audio transfer sorunları, senkronize sorunları vb. Ev şartlarında
bu sorunları tamamen ortadan kaldıramasanız da, alacağınız
basit önlemlerle en azından azaltmanız mümkün.
Kayıt yaptığınız odada, yakın dinleme hoparlörleri 1,5 metre civarında,
simetrik olarak (mümkünse tahta bir zemine) yerleşmiş
olmalı ve otururken kulak hizanıza gelmelidir.
Eğer arkanızdaki duvar çok yakınsa kitaplık gibi eşyayı
oraya çekerek, doğal ve ucuz bir diffuser (ses dağıtıcı ve kırıcı) sahibi
olabilirsiniz. Ayrıca kalın süngerli veya minderli
koltuklar da sesin dönüşünü engelleyen iyi birer
"bas trap" görevi görürler.
SIKÇA
SORULAN SORULAR
Bu
bölüme soru iletmek istiyorsanız, lütfen sitemizdeki formu
doldurunuz.
Ev stüdyom için neler almalıyım?
Öncelikle yüksek performanslı (hızlı CPU'lu, yüksek RAM'li) bir PC.
Latency Time'ı düşük, iyi bir ses kartı, iyi bir
sequencer programı; dinleme kabinleri ve müziğinizi yaptığınız enstrüman(lar) için
kablo vb.donanım.
Dinlemeyi kulaklıktan mı, yoksa hoparlörlerden mi yapmalıyım?
Hoparlörler uzun süreli dinlemeler için uygun olmakla beraber, yanlış oda akustiğinde hatalı
miksaja sebep olabilirler; böyle durumlar için closed
type (kapalı tip) bir kulaklık daha uygun olacaktır. Fakat
profesyonel bir sonuç için doğru oda, doğru hoparlör
gerekir!
Ses kartım ne olmalı?
Öncelik en az 16 bit ses kaydını destekleyen, kullanacağınız
sequencer programına uygun sürücüleri destekleyen (ASIO 2,
GSIF, vb.) kaliteli bir ses kartı edinmelisiniz.
Senkronizasyon problemleri yaşamamanız için "Latency time"
değerinin de mümkün olduğunca düşük olması gerekir.
Bit Depth ve Sample Rate nedir?
Bit depth (bit derinliği) ses kaydı için kullanacağınız bit miktarı anlamına gelir. Yani, ses dalgasını bir an için dondurup dikey bir kesit aldığınızı düşünün; bit derinliği bu kesit boyunca sahip olduğunuz "volume level" yani "ses düzeyi" sayısıdır. 16 bit kaydedilmiş bir ses dosyasında en fazla 65.536 düzeye sahipken, 24 bit kayıtta bu 16.777.216'ya
çıkar. Bit derinliği, bir başka deyişle kaydedilen sesin dikey çözünürlüğü
demektir.
Yatay çözünürlüğe karşılık gelen "Sample rate" ("örnek sayısı") ise, sesin 1 saniyedeki örneklenme sayısıdır. "Red Book" standardında kaydedilmiş bir "Audio CD" için bu oran 44.1 kHz'dir; yani saniyede 44.100 dilim. Dolayısıyla 48 kHz'de 48.000, 96 kHz'de ise 96.000 dilim mevcuttur.
Kayıtlarım 24 bit mi olmalı?
"Bit depth" ve "sample rate" konusunda günümüz ses kartlarında çeşitli seçenekler mevcuttur.
Hangisinin seçileceği ise tamamen nesnel ölçütlere dayanmaktadır. Gerçekte, 24 bit/96 kHz kaydedilmiş bir şarkının 16/44.1'e göre "ne kadar daha iyi" olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Yani, ses çözünürlüğünü 250 kat artırmak, sesin kalitesini de 250 kat artırmaz. Hatta 2 kat artırdığı bile söylenemez. Genelleme yapacak olursak, kulağınız MP3 ile wave dosya arasındaki farkı algılayabiliyorsa, 16 bit-24 bit kayıtlar arasındaki farkı da algılayabilir.
Hangi "Sample Rate?"
"Sample rate" konusunu ele alırken, "Nyquist Kuramı" adıyla bilinen kurama da değinelim. Bu kurama göre; dijital bir ses kaydında, gerçekte yaratılan en üst frekans, kullanılan örnek miktarının yaklaşık yarısına eşittir. Yani, 44.1 kHz örneklenmiş bir kayıtta üretilen en üst frekans 22 kHz civarında olacaktır. (Bu da aslında, normal bir insan kulağının algılayabileceğinden 2 kHz fazladır :))
Ancak işin bir başka yönü daha var! Dijital ses cihazları ortaya çıktığından beri, müzik tutkunları sıklıkla, eski vinyl plakların ve analog sistemlerin tadını hâlâ alamadıklarını iddia ederler. Bu tamamen yanılsama da olabilir. İyi bir analog müzik sisteminin çıkışı ortalama 50 kHz olarak ölçülmektedir; yani insan kulağının algılayabileceği maksimum frekansın yaklaşık iki katı! Bir kurama göre, bu mevcut ses enerjisinin, kulağımızın algılayamadığı bir frekans alanında olan kısmının, duyabildiğimiz alan üzerinde (özellikle alçak frekanslarda) etkisi bulunmaktadır. Nyquist kuramına geri dönecek olursak, 96 kHz kaydedilmiş bir sesin üreteceği maksimum frekans 48 kHz civarında olacaktır. Bu da analog müzik sistemlerinin ürettiği miktara oldukça yakın bir orandır!
Sonuç olarak, bazıları "Sonunda ürünüm Audio CD
olacak, yani en fazla 16 bit/44.1 kHz; daha yüksek
çözünürlükte kaydetmeme gerek yok" derken, bazıları
yine de track'leri daha yüksek çözünürlükte kaydedip
nihai indigemede 16 bit/44.1 kHz'e çevirmenin daha sağlıklı
olduğunu iddia etmektedir. Burada seçim tamamen nesnel algınıza
kalmış; bizce en iyi yargıyı sahip olduğunuz ölçüm
cihazının, yani kulağınız verecektir :) Bir de mevcut
sisteminiz... "Bit depth" ve "sample
rate" seçimleriniz bilgisayarınızın performansını,
özellikle de kullanılacak hard-disk alanını yakından
ilgilendirmektedir. Aşağıda, bu seçimlere karşılık
kullanılacak yaklaşık depolama alanını gösteren bir
tablo bulacaksınız:
Bit
Depth
(Bit derinliği) |
Sample
Rate
(Örnek Sayısı) |
Bit
Rate
(Bit Sayısı) |
1
dakikalık stereo kaydın kaplayacağı alan |
| 16 |
44.100 |
1.35
Mbit/sn. |
10.1
MB |
| 16 |
48.000 |
1.46
Mbit/sn. |
11.0
MB |
| 24 |
96.000 |
4.39
Mbit/sn. |
33.0
MB |
| MP3 |
128
k/bit |
0.13
Mbit/sn. |
0.94
MB (=940 K) |
|